Yukarıdaki başlığı lütfen dostlarım mazur görsünler. Burada o toplantıya katılan gazeteci arkadaşlarımla ilgili bir ima söz konusu değildir. Ama Çimento Fabrikası basınla bir toplantı yapıp o toplantıda çevreye zarar vermediklerini iddia ediyorlarsa ben onların iyi niyetlerinden şüphe ederim. Çünkü çevreyi kirlettikleri ile ilgili iddiaları ısrarla dile getiren benim. Özellikle son haftalarda bu konuyu tekrar huzurlarınıza getirmiştim. İddia sahibini görmezden gelerek güya iddialara cevap vermek en hafif tanımla cürmü saklama çabasıdır diye düşünüyorum.
Söke Çimento Fabrikasının sahibi olan Batı Anadolu Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Gülant Candaş açıklamalarda bulunmuş.
“Söke’den 20’yi aşkın ülkeye ihracat yapıyoruz.”
“Batısöke, yeniden yapılanma sonrası Türkiye çimento sektöründeki iç satış pazar payını yüzde 4’ün, ihracatta ise yüzde 8’in üzerine çıkaracak. Amerika, Avrupa ve Afrika kıtasında 20’yi aşkın ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Geçen yıl grup olarak toplam çimento ve klinker ihracatımız yaklaşık 1.450.000 ton oldu”
Ne dememiz lazım? Şimdi bu söylenenlere maşallah mı diyeceğiz? Aferin deyip sırtlarını mı sıvazlayacağız? Aslında bu sözlerin açıklaması banma göre şöyledir:
“Biz daha fazla üretip daha fazla kazanacağız. Bu arada sizi de daha fazla zehirleyeceğiz ama ne yapalım, bu iş para kazanma işi…”
Fabrikanın Üretim Operasyon Gurup Başkanı Caner Türkyener de olaya bambaşka bir açıdan bakmış. Çevre dostu bir fabrika olacaklarmış.
“Deprem riski yüksek Ege Bölgesi’nde dayanıklı ve nitelikli ürünler üretirken, bir yandan da gezegenin taşıdığı yükü azaltmak için çabalıyoruz. Yasal sınırların altında tuttuğumuz emisyon değerlerimiz, bağımsız denetimlerle sürekli kontrol ediliyor ve bu verileri şeffaf şekilde paylaşıyoruz. Amacımız, hem depreme dirençli yapıların inşasına katkı sunmak hem de döngüsel ekonomiye uyumlu, çevre dostu ürünlerle sektörde örnek bir model oluşturmak.”
Beyefendi deprem riski yüksek olan bölgemizde gezegenimizin taşıdığı yükü hafifletmek için çaba gösteriyorlarmış. Bunu daha fazla taşı işleyebilmek için sürekli dinamitler patlatarak mı yapıyorlar?
O sürekli kontrol edilen ve şeffaf bir şekilde paylaştıkları emisyon değerlerini biz niye göremiyoruz?
Çevre dostu ürünlerle örnek bir model oluşturacaklarmış. Söke halkı ile kafa bulmak buna denir işte.
Ulusal kanallarda benzer konuda bir haber izledim. Gümüşhane İlimizin Arzularkabaköy isimli beldesinde de böyle bir çimento fabrikası varmış. Beldenin MHP’li Belediye Başkanı Çetin Rıza Tanış da aynı sıkıntıları dile getiriyor. Bakanlığa da, Cumhurbaşkanlığına da şikayet dilekçeleri yazdığını ifade ederek hiç cevap alamadığı söyleyip sitem ediyor. Hatta “devlet insan için var. Halbuki bunlar insanları öldürüyor” diyerek isyanını en üst noktaya taşımış.
Allah yardımcımız olsun diyorum.

























