MİLYARDERLER BEDAVAYI SEVİYORLAR

Zamanında bize Dolar milyarderleri gelecek, Söke’yi ihya edecekler diye anlatılan olay tersine dönmüştü. Bu milyarderler yerleşkesi aslında Üç kuruşa tenezzül edip Söke’nin şebeke suyunu bile gizlice ücret vermeden kullanıyorlarmış. Yani bunun adı hırsızlık değilse nedir?
Aklıma katı atık paraları geldi. İki yıldır artık belediyeye çöp vergisi ödüyorduk. Bizden katı atık bedeli adı altında tahakkuk edilen paralar su faturalarıyla birlikte tahsil ediliyordu. Yine devrin Belediye başkanı “kirleten öder” diyerek bu verinin mantığını açıklamıştı. Bunlar su parası ödemedikleri için katı atık parası da ödemiyorlardır diye düşünüp araştırdım. Gerçekten de ödemiyorlardı. Çöpleri Söke Belediyesi tarafından düzenli olarak alınmasına rağmen para ödemiyorlardı. Yani bu milyarderler bedava yaşamayı seviyorlar ve en temel ihtiyaçlarını da Sökeli hemşerilerimizin oluşturduğu kaynaklardan temin ediyorlardı. Belediye başkanımıza bu katı atık meselesini söyledim. İki görevli tesislere gidip incelemelerde bulundular ve katı atık bedeli olarak iki yıl için yaklaşık 600 bin lira kadar bir para tahakkuk ettirdiler. Bu para sanırım gecikme zamlarıyla birlikte 800 bin lira civarında tahsil edildi.
***
Daha önce de ifade etmiştim. Ağaçlı yolu üzerinde Söke Belediyesine ait bir bahçe var. Bu bahçeye golf tesisleri hem elektrik getirmişler, hm bir artezyen açmışlar ve hem de bir ev inşa etmişlerdi. Evde de yaşlı bir adam bekçi olarak kalıyordu. Evin hemen arkasında da büyük bir su deposu vardı. Ağaçlı tepelerinden gelen artezyen suları bu depoda toplanıp oradan Golf tesislerine pompalanıyordu. Görünüşe göre bu olanlardan Söke Belediyesi’nin hiç haberi yoktu. Yani ne artezyenden ne de depodan haberdar değildi.
Bu bahçeye bitişik olarak Devletimize ait bir bahçe daha vardı. Golf yöneticileri bir artezyen de bu bahçeye açmışlar. Bu artezyen de belediye bahçesine bir metre kadar mesafedeydi. Yani belediyeye ve de şahıslara ait arazilerde artezyen açıp su çekiyorlardı da, devletin malına, yani Maliye arazine de aynı şekilde ruhsatsız artezyen açıp su çekmeleri inanılmaz bir pervasızlıktı. Hiç kimseden korkup çekinmiyorlardı. Devlete ait bu araziye de çökmüşlerdi.
Bu konuda da bir yazı yazıp burada artezyen için kimden izin alındığını falan sorguladım. Sonra çok ilginç bir durum yaşandı. Söke’nin yerel gazetelerinden birinde bir ihale ilanı yayınlandı. Sözü edilen bahçede 6×6=36 metrekarelik bir alan kiralık olarak ihaleye çıkarılıyordu.
Sevgili okuyucu, bahçe içinde, tam da artezyenin bulunduğu yer depo alanı olarak kiraya verilecekti. Duvarları ve çatısı olmayan bu yere kimler ne depolayabilirdi ki? Milli Emlak Müdürlüğü tarafından hazırlanıp duyurulan ihale şartnamesi böyleydi. Yani tam adrese teslim bir olay. İhale günü bir arkadaşım benim teşvikimle ihaleye katıldı. Kendisine girmemesi için yapılan telkinlere rağmen yaklaşık on bin liraya kadar arttırıp çekildi. En azından fiyatı oraya kadar arttırmış olduk.
Söke Belediye meclis üyelerin içinde bu meseleye duyarlı hemşerilerimiz de vardı. Onlar konunun mecliste incelenmesini istediler. Başkan Yardımcısı fahri Sivrioğlu başkanlığında bir inceleme komisyonu kuruldu. Ben de konuyla ilgili bildiklerimi anlattım ve DSİ’den gelen yazıyı kendilerine verdim. Komisyon hazırladığı raporu yetkili olan Aydın Büyükşehir Belediyesine gönderdi. Sonuç; kör kuyuya atılan taş misali…
Pazartesi günü bu konuya geçici olarak son noktayı koyacağım.