OKUYUCU KATKILARI

Yazdıklarıma bazen okuyucularımız da yorumlarıyla katkıda bulunuyorlar. Bu durum elbette ki mutluluk verici. Yapılan yorumları okudukça kendimi bir dostla dertleşir gibi hissediyorum. Üstelik pek çok konuda ufkumuzu açacak yeni bilgiler de gelmiş oluyor.
Aydın için Evliya Çelebi her ne kadar “dağlarından yağ, ovasından bal akan kent” benzetmesini yapmış olsa da, bu tespitin de yanlış tarafları var. Bize ait olan bir değerin övülmesi güzel de, ama bu övgülere sığınıp gerçeği aramamak akılcı bir davranış olmaz.
Bir okuyucum yorum yapmış; iş yerini ziyaret eden yabancı bir ziraat mühendisi ovamızın pek de kaliteli topraklara sahip olmadığını söylemiş. Eğer ilaç kullanılmazsa verim almanın mümkün olmadığını ifade etmiş. Zaten çiftçilerimiz de her sene en az 10-15 çeşit ilaç atarak pamuk üretimini sürdürüyorlar.


Bir okuyucum Söke’nin sorunlarından söz ederken en önemli sorunun Novada Kavşağı olduğunu söylemiş. En önemlisi, mi bilemem ama, gerçekten de çok büyük bir sorun. Daha önce de defalarca ifade ettim; Bodrum, Didim ve Kuşadası gibi turizm merkezlerini yurdumuzun dört bir yanına bağlayan yol üzerindeki bu kavşak mevcut trafik yükünü çekebilecek yeterlilikte değil. Buraya alt ve üst geçitler yapılıp trafiği devamlı olarak işler hale getirmek gerekir. Mevcut durumda kuyruklar bazen Argavlı’ya kadar uzanıyor.
Novada’dan söz edilince bazılarının aklına hemen Organize Sanayi Bölgesi geliyor da, benim aklıma çimento fabrikası geliyor. Kaliteli çimento üretmekle övünen bu kuruluş ne yazık ki zehirlediği insan canlarına hiç değer vermiyor. Üretimini dört kat arttırıp havaya çimento tozlarını savurmaya devam ediyor. Ben bu fabrikanın kapasite arttırımı için ÇED raporu alabildiğinden de emin değilim. Çünkü yapılan ÇED toplantısında pek çok kişi fabrikanın verebileceği zararlardan söz ederek karşı çıkmıştı. Buna rağmen ÇED raporu alamaz. Olsa olsa “ÇED gerekli değildir” şeklinde bir raporla bu katliama devam ediyor olabilir.


Latmos’taki madencilerin de çok zaman bu şekilde işlerini yürüttükleri, Valiliklerden “ÇED gerekli değildir” şeklinde bir rapor alarak üretimlerini sürdürdükleri söyleniyor. Halbuki o madenlerin de verdikleri zarar sonucu dağlar çöle dönmekte, adeta kanser uru gibi alanlar uzaydan bile görünebilir büyüklüklere ulaşmakta.
Değer miydi?..
Üç kuruş para için dağları içindeki bitki ve hayvanlarla birlikte kurutmaya değer miydi? O dağlardaki endemik bitkilerden bir tekini koparmak bile suçken ve büyük para cezalarını gerektirirken arazinin tamamını çöle çevirmenin cezasız kalması hatta izinli olması doğru mudur?