İnsanlar artık her şeyin altında bir sebep arıyorlar. Geçtiğimiz haftalarda bir dostumla sohbet ederken havalardan konuştuk. Özellikle de yağmurların azalması susuzluğun ovamıza olumsuz etkilerini konuşurken lafı alıp bir yerlere götürdü.
“Ben bu yağmursuzluğu başka nedenlere bağlıyorum. Bak, uydu hareketlerini gözlerken Ege Denizi üzerinden yağmur bulutları kıyılarımıza kadar geliyor ve sonra sanki görünmez bir el onları kovuyormuş gibi kuzey doğru dönüyorlar. Yani yollarını değiştiriyorlar. Ben bunu jeotermallere bağlıyorum. Onlar nedeniyle bulutlar gelemiyor…”
Bu iş böyledir. Bir konuda doğa olaylarını açıklayamazsanız illa ki suçlayacak bir şeyler bulursunuz. Ben de Latmos’taki madencilerin yaptıkları ağaç katliamını suçluyorum.
***
Sevgili okuyucu, gördüm ki, bu kuraklık konusunda Jeotermal enerji kullanımını suçlayan başkaları da var. Ben bunu yeterince bilgi sahibi olmadıklarına bağlıyorum. Bana göre en temiz ve doğaya en az zarar veren enerji kaynağı jeotermaldir. Yer altındaki bu sıcak sular elektrik üretiminde kullanılırken hava ile temas ettirilmezler. Jeotermal kullanımı son derece basittir. Yer altından çıkarılan yaklaşık 160-180 derece arasındaki sıcak suların havaya temas ettirilmeden sıcaklığı alınıp 80-90 derecelere düşürüldükten sonra tekrar toprağa verilir. Bu işlem kaynağın korunması ve verimlilik için önemlidir. Böylece suyun yer altında daha çabuk ısınıp belli sıcaklığa ulaşması ve kaynağın verimli ve uzun ömürlü olarak kullanımı mümkün olabilir.
Burada tek sıkıntı sondaj çalışmaları sırasında meydana gelebilir. Bulunan sıcak suyun debisini ölçebilmek için en az 2-3 gün akıtılması gerekir. İşte bu durumlarda sondaj sularının genellikle verildiği akarsularda suların aşırı ısınması canlılar için bir tehdit oluşturabilir. Geçtiğimiz yıllarda Menderes Nehri’nde balık ölümlerini de devrin Valisi “sıcaktan öldüler” şeklinde açıklamıştı da, sebebin sondaj suları olduğunu sonradan anlamıştık. Bunun için de önceden sondaj havuzları yapılıp bu suları oralara boşaltmak gerekir.
Ancak; ne olursa olsun, jeotermalin iklim değişikliği ve yağmur bulutlarının yön değiştirmesi gibi sonuçlara neden olmayacağı ortadadır. Ama Beşparmak Dağları’ndaki ağaç katliamı için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Ormanlık alanların yağmurla ilgisi bilinen bir durum. Maden şirketlerinin yaptıkları doğa katliamı da ortada olduğuna göre birileri o taş parçalarından para kazanacaklar diye hem ovamızın hem de dağlarımızın bereketini feda ediyoruz.