CHP Söke Belediye Başkan aday adaylarından Fatih Akkentli’nin Aydınlı usta gazeteci Erman Çetin ile yapmış olduğu ilginç söyleşiyi huzurlarınıza getirmeye devam ediyorum.nnnAkkentli yapmış olduğu hizmetleri coşkuyla anlatıyor.n“Söke’nin en uzak köyleri Çavdar ve Karakaya’dır. Hiç gitmediysem yüz defa gitmişimdir bu köylere. Elbette ki kendi işim için gitmedim. Yani oraya gidip de ben başkan adayıyım, oyunuzu bana verin gibi laflar etmedim. Her defasında Sayın Başkanımızın selamlarını ve de hizmetlerini anlattık. Vatandaş da bizi devamlı hizmet anında gördüğü ve de Sökeli olduğumuz için kafasında bir yerlere oturttu ve yürü dedi. Bu çalışmaları üç yıldır yapıyorduk ve önümüzde de bir sıkıntı, bir engel yoktu. Siyaset yaparken önümüzdeki engelleri aşmak için bazı tavizler, bazı sözler ve dostluklar da gerekiyor, bunları da yerine getirdik. Aday olma ihtimali olanlara gittik, onlarla konuştuk. Sabah sekizde işe başladık, akşam ona kadar durmadık. Darıldığımız muhtarlar oldu, onların da işlerini yaptık. Bazen sabah olmadı, akşam oldu. Geç gelen malzemeler oldu ama geldi ve hizmet gerçekleşti. Beni bütün bu sürecin içine katan Büyükşehir Belediye başkanımız oldu. Kendisine teşekkür ederim. Şunu söyleyebilirler; kardeşim sen bu sürecin içinde olmasaydın, dışarıdan gelerek başkan adayı mı olabilirdin? İşte dışarıdan geldi ve oldu. Demek ki öyle de olabiliyormuş…”nBu tespit bana göre çok da yerinde bir tespit. Sadece Fatih Akkentli için demiyorum. Yıllarca partiye çeşitli kademelerde hizmet vermiş bir çok aday adayı arasında partide ve de Söke’de hiçbir emeği olmayan bir kişi önce milletvekili adayı yapıldı, şimdi de belediye başkan adayı yapıldı. Bu bakımdan CHP Söke ilçe örgütünde emeğin ve hizmetin değerinin bilinmediği tespitinde Fatih Beye katılıyorum.nFatih Akkentli’nin bundan sonraki ifadelerinde bir sitem de vardı.n“Bizim partimizde, yani Cumhuriyet Halk Partisinde siyaset yapmak için partili olmak yetmiyor. Bunu gördük. Sen on yıl çalış, üstüne katarak gel, para harca, delege seçimlerine katıl… Delege seçimlerinde gücünü göstermek için tarafsın, o zaman bir başka gurup sana karşı oluyor. Yani bir karşı kitle oluşuyor. Sen bu süreçlerden geçerken doğal olarak bazı sıkıntılar yaşıyorsun. Bütün bunları aşarak bir noktaya geliyorsun, sonra deniyor ki, elimizde %52’lik bir anket var…”n“Tamam, oraya geleceğiz de, bu sürçte kendine ayıp edildiğini düşünüyor musun?”nCevap benim beklemediğim kadar sert ve netti.n“Hakkımın gasp edildiğini düşünüyorum. Ayıbın çok ötesinde. Benim hakkım elimden alındı. Bunu neden söylüyorum; Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanıyla birlikte Genel Merkeze davet edildim. Ankara’da bir ilçenin yetkili siyasetçisiyle gittim. Beni geldiler, otelimden aldılar ve Genel Merkeze götürdüler. Orada yüzüme karşı söylediler. Ankette varsınız, Aydın’a gönderilen mülakat ekibinde varsınız, STK örgütlerinde varsınız, her yerde isminiz var, bu nedenle sizi Söke’de aday olarak seçim kuruluna bildireceğiz. “nBu sözleri duyan Fatih Akkentli bu karardan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun haberinin olup olmadığını soruyor. Onlar da kendisinin bilgilendirileceğini ve bir sorun çıkacağını düşünmediklerini söylüyorlar. Bunları söyleyen Genel Merkezde yetkili Genel Başkan Yardımcısı. Akkentli burada çok önemli bir sadakat örneği gösteriyor.n“Ben Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımızın bilgisi olmadan ismimin açıklanmasını istemiyorum dedim. Onlar da bir sorun çıkmayacağını söyleyip konuşacağız dediler.”nO hafta kararın açıklanacağı MYK toplantısı iptal oluyor ve bir sonraki hafta yeniden Ankara’ya davet ediliyorlar. O hafta da adaylığı açıklanmıyor. Daha sonra şu anki mevcut adayın ismi açıklanınca elbette ki bir hayal kırıklığı oluyor.n“Elbette ki kendisini tebrik etmeye gitmedim.”n“Neden tebrik etmedin?”n“Nasıl edeyim, beni indirtmek, öldürtmek isteyen bir kişiye tebrik için gidilir mi?.. İnsanın içinden gelmiyor. Söke’ye gelince herkes arayıp soruyor, neden böyle oldu diye. Herkese aynı cevabı veriyorsun. Bu nedenle telefonumu kapattım…Pazarcılar Odası Başkanı Ümit ziyaretime gelerek Manisa’da yapılacak bir toplantıya davet edildiğini söyledi. Orada fırsat bulursa benim durumumu da dile getireceğini söyledi. Ben de bu vakitten sonra sorulsa ne olur, sorulmasa ne olur diyerek sen bilirsin dedim. Orada söz istiyor ve konuşuyor.”nOrada DEM Parti’nin de İberya Arıkan’ı istediği söyleniyor ve bu meseleyi Manisa Büyükşehir Adayı Bülent Bey ile konuşması söyleniyor.nDoğrusu bu durum benim de garibime gitti. Aydın’ın Söke ilçesinde tespit edilecek bir başkan adayı için neden Manisa Büyükşehir Adayıyla görüşülsün? Yani yeni CHP Genel Merkez yönetiminde karar vericiler değişmiş, Genel Başkan sanki devre dışı bırakılmış.nAkkentli DEM ile görüşülmesini yanlış bulmuyor.n“DEM’in oyunu almadan Söke’de seçim kazanmak imkansız gibi. Ben kendileriyle görüştüm diye bir sürü eleştiri gelmişti. Söke’de DEM Partinin 11 bin oyu var. 8 binini sandığa getirmezse seçim alamazsın.”nSöyleşinin burasında benim en fazla şaşkınlığa düşüp inanmakta zorluk çektiğim ifadeler Manisa Büyükşehir Başkan Adayı Ferdi Zeybek’in ifadeleri oldu. Fatih Beyin anlattığına göre bu sürecin sonunda Söke’de bir dostunun düğününe gidiyor ve orada karşılıklı oturduğu İzmirli bir konukla sohbet ederken iş bu muhabbete geliyor. O kişi de Ferdi Beyin dostu olduğunu söyleyip orada kendisini arıyor ve durumu soruyor. Ferdi Zeyrek İberya Arıkan’a yardım ettiğini söyleyerek aslında anket falan olmadığını da söyleyiveriyor. Yani o Genel Başkan Özgür Özel’in ifade ettiği %52 anket iddiası da yalanmış.nSevgili okuyucu, bunlar ne kadar çirkin davranışlar değil mi? Yalan, dolan, emek hırsızlığı, kandırmaca…nBu kişiler başkan olsalar ne olur, daha fazlası olsa ne olur? Doğrusu içim soğudu. Bütün bu olanlardan sonra seçimlerin demokrasi bayramı olduğu şeklindeki ifadeye de inancım kalmadı. Kandırmacalarla bayram mı olurmuş. Bir genel başkan ülkeyi yönetmeye aday kişi demektir. Böyle yalanlarla ve hak hukuk çiğneyerek mi ülke yönetecek? Gerçekten de çok üzüldüm ve hayal kırıklığına uğradım. Önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu “hak-hukuk-adalet” diyerek Ankara ile İstanbul arasını yürümüştü. Gerçekten de sinirlerim bozuldu. Bu söyleşiye de bir süre ara vereceğim. İleriki günlerde devamını paylaşırım.