Siyaset, seçimler derken ülkenin ve dünyanın gerçek gündeminden uzaklaşıyoruz. Bakınız, gün geçmiyor ki ülkemizin bir bölgesinden bir felaket haberi ya da bir doğa katliamı haberi gelmesin. İnsan elbette ki üzülüyor. Hem bugünümüzün, hem de evlatlarımızın yarınları olan geleceğimizin sorumsuzca yok edilmesine üzülmemek elde değil ki…

Sevgili okuyucu, zaman zaman sizlere Söke’nin cennet köşelerinden olan Beşparmak Dağlarındaki çevre katliamlarını anlatıyorum. Orada o dağların geleceği için adeta kendini ortaya koyarak büyük bir mücadele veren sevgili kardeşimiz İhsan Karagöz’den söz ediyorum.
İhsan benim 55 yıl önce mesleğe ilk başladığımda birinci sınıfa başlayan ilk öğrencilerimden. Kendisiyle gerçekten de gurur duyuyorum. Kendi doğruları peşinde korkusuzca verdiği mücadeleden, doğup büyüdüğü, geçim kaynağı ve de çocuklarının geleceği olduğuna inandığı o dağların yok edilmesi tehdidine karşı duruşundan etkilenmemek mümkün değil. Ben oradayken babası merhum Durmuş Karagöz köyün muhtarıydı ve aynı İhsan gibi dik duruşlu ve mücadeleden yılmayan bir yapıya sahipti.
***
İhsan Karagöz kendisi için bir talepte bulunmuyor. Maden şirketlerinin o güzelim doğayı adeta yok etmelerine, binlerce dekarlık alanı çölleştirmelerine isyan ediyor. Bu uğurda vermiş olduğu mücadelede mahkemelere düşüp mahkum olduğunu, büyük para cezaları ödemek zorunda bırakıldığını biliyorum. Ancak; daha da acı olanı, birlikte mücadele etmeleri gereken köylüleri tarafından bile dışlanıp bir de dövülmesiydi.
Maden şirketlerinden elde ettikleri küçük çıkarlar için yapılanlara göz yumup bu işlere isyan eden İhsan’ı bile dövmekten çekinmeyen köylüleri olmuş.
İhsan Karagöz’ün son paylaşımı “yok artık” dedirtti. Biz oraları talan edip üç kuruş için geleceğimizi yok eden maden şirketlerini suçlarken bazı köylülerin adeta kendi kendilerini yok etme yarışına girdiklerini öğrendik. İhsan’ın paylaşımına göre fıstık çamlarından daha fazla verim alabilmek umuduyla o alanlardaki bitki örtüsünü söküyorlarmış. Yani otlar ve dikenliklerden oluşan o bodur bitki örtüsünü ortadan kaldırarak adeta dağı soyup kıyafetsiz ve korunaksız bırakıyorlar.
İhsan bu durumun yoğun yağışlarda heyelanlara neden olabileceğini iddia etmiş de, ben oradaki hayvan popülasyonunu düşünüyorum. Aynı zamanda koparılmasının bile büyük cezalarla karşılık bulacağı endemik bitkileri düşünüyorum.
Sahi, bu Beşparmak ne olacak söyler misiniz? Böyle kapanın elinde mi kalacak? Devletin de, milletin de sahip çıkmakta istekli davranmadığı bu dağlar bir avuç çıkarcıya mı teslim edilecek? Bu dağlar aynı zamanda bölgenin oksijen depoları.
Binlerce yıldır, Allah’ın bir lütfu olarak bozulmadan bize kadar gelen bu zenginlik ve güzelliklerin böyle bozulup talan edilmesine seyirci mi kalınacak?..