Sosyal medyada bazı paylaşımlar görüyorum, hayretler içinde kalıyorum. İma gibi görünüyor ama tam da hedefe yönelik suçlamalar. Yani kimlerin eleştirilip suçlandığı çok açık bir şekilde ortada. Buna rağmen muhataplardan tek ses bile çıkmıyor. İşte bunu anlamak mümkün değil. Bu durumda ne düşünmemiz ve ne dememiz lazım bilemiyorum. “Sükut ikrardan gelir” deyip geçmek en kolayı da, ümit işte, belki de suçlamaların muhatapları çıkıp üç beş kelime laf ederler diye bekliyoruz.
Geçmiş belediye başkanları hakkında suçlamalar yapılıyor. Sökespor’un mevcut başkanı hakkında suçlamalar yapılıyor…
Öyle yenir yutulur şeyler de değil. Kavgada bile söylenmeyecek laflar ve ispatsız delilsiz asla edilmeyecek suçlamalar. İşin en ilginç tarafı da, suçlananlardan hiçbir tepki gelmemesi. Yani tam bir kabullenmişlik var. Yazar yazar usanır der gibiler. Ben bu tavrı yakından tanıyorum.
***
Yıllarca maden şirketleri için yazdım. Söke’nin yanı başında, adeta bir mahallemiz durumundaki Golf tesisleri için yazdım. Çimento Fabrikası için yazdım. En ağır suçlamaları yaptım. Hiç kimse çıkıp da “sen ne diyorsun” demediler. Her zaman verdiğim bir örnek var; kuyuya bir taş atsanız, “cup” diye bir ses çıkarır. Burada ses bile çıkmıyor. Yani kör kuyulardan farksız.
Mahkemelere bile başvurdum da, oradan bile bir ses çıkmadı. Ama o zaman bir söz vermiştim. Yazıp yazıp usanmayacağım. Bu konuları sürekli gündemde tutacağım diye…
***
Sevgili okuyucu, bu golf tesisleri meselesi tam bir rezalettir. Zamanında “milyarder sporu, Söke’ye dünya milyarderleri gelecek, ilçemize para yağacak” gibisinden laflarla bu yatırıma izin verildi. Aradan yıllar geçti, biz Söke çarşısında bir tek golf milyarderi görmedik. Ama o zaman için 500 civarında konut, golf evi ve diğer sosyal alanlarla birlikte 18 delikli iki golf sahası yapıldı. Benim umutsuz mücadelem de o zaman başladı.
Dünyaya baktığımızda başta İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi tatlı su rezervleri bizden çok fazla olan ülkeler bile bu golf işini yasaklamışken bizim kucak açmamızı yadırgadım. Golf yatırımına izin veren ancak İngiltere gibi senenin 300 günü yağmur alan ülkeler olmuş.
Sebebini araştırdığımda bu tesislerin çok fazla suya ihtiyaç duyduğunu öğrendim. Çünkü golf sahalarındaki çimlerin sürekli biçilmesi gerekiyormuş. O zaman da foto sentez ile besinlerini üretemedikleri için onlara kimyasallar veriliyor ve sürekli sulanıyorlar. Bu durumda hem su kaynaklarını tüketiyorlar, hem de suları o kimyasallarla kirletiyorlar. Bakınız, Golf tesisleri Söke’nin tatlı su kaynaklarının bulunduğu yerde yer alıyorlar. O suları kirletiyorlar.
İş bununla da kalmıyor. Suya olan ihtiyaçları o kadar fazla ki, bu ihtiyacı temin için her yola başvuruyorlar. Tesislerin etrafındaki arazi sahipleriyle anlaşıyorlar. Bütün masrafları Golf tesisleri karşılayacak, onların arazisine artezyenler açılacak. Arazinin sahibi ihtiyacı kadar suyu çekecek, kalan zamanlarda artezyenler bu tesislere su pompalayacaklar. Orada çok büyük bir suni göl meydana getirmişler. Öyle ki yaban ördekleri burayı gerçek göl olarak düşünüp yurt tutmuş durumdalar. Arazilerine artezyen açılan kişiler senede birkaç gün su alıyorlar, yılın geri kalan zamanı suyu bu tesisler çekiyordu. Sonunda bu sular bitti. Yani oradaki artezyenleri kuruttular. Gözlerini başka yerlere diktiler. Hem Yamaç köyümüz civarındaki, hem de Ağaçlı civarındaki arazi sahipleriyle anlaşıp onların yerlerine artezyenler açtılar. Söke belediyesinin Ağaçlı yolu üstünde bulunan bahçesine ve Söke Çayı içine birer tane depo yaptılar. Yamaç’tan gelen sular çay içindeki depoda, Ağaçlı’dan gelen sular da belediye bahçesi içindeki depoda toplanıp buralardan tesislere pompalanmaya başladı.
BU konuya devam edeceğim.