Bir zamanlar Aydın Merkeze bağlı, Yukarı Kayacık isimli bir köyde öğretmenlik yapıyordum. O zamanlar henüz Aydın Büyükşehir olmamıştı. Yani köyler köy, mahalleler de mahalleydi.
Yukarı Kayacık bir dağ köyüydü ama gelir kaynakları oldukça bol ve çeşitliydi. Dağlarındaki kestane, ceviz ve kiraz ağaçlarının yanı sıra çeşitli sebzeler de yetiştirilip satılırdı. Hatta Aydın pazarında “Kayacık fasulyesi” oldukça ünlüydü. Yayla olduğundan yaz sonunda yetişir ve pazarda müşteriler tarafından aranırdı.
Yukarı Kayacık köylüleri domates de yetiştirirlerdi. Görsel olarak çok güzel ve çok da iştah açıcı domatesleri vardı. Orada öğrenmiştim ki, bu domateslerin tohumları yerli değildi ve İsrail’den satın alınıyordu. Evet, İsrail bize domates biber tohumu satıyordu. Hem de çok yüksek fiyatlarla…
Köylüler satın aldıkları tohumlara adeta mücevher gibi bakıyorlardı. Çünkü yine mücevher gibi adeta gramı para olarak satılıyordu. Üstelik bu domateslerin tohumlarını bizim yerli domates gibi kendimiz üretemiyorduk. Yani tohumluk olarak bırakıp da gelecek sene ekeceğimiz tohumları elde edemiyorduk. Zorunlu olarak her sene bu tohumları tekrar İsrail’den satın almak zorundaydık.
***
Sevgili okuyucu, İsrail Gazze’ye saldırıp 40 binden fazla insanı katledince ve çok daha fazlasını da yaralayıp sakat bırakınca aklıma bu domates meselesi geldi. Biliyorsunuz, haftalar boyunca İsrail ile ticaretin kesilmesi meselesini konuşup tartıştık. Yöneticilerimiz ticaretin kesildiğini ifade ederlerken muhalefet de gemilerle mal taşınma işleminin sürdüğünü iddia ediyordu.
Herkesin vebali kendi boynuna da, ben o sıralarda hep bu domates işini düşündüm. Pek çok ürünün gönderildiği söylenirken ben hep pazarlardaki domateslere baktım. Genellikle bizim yerli tohum ürünlerine yönelip o fotoğraf gibi güzel görünen domateslere yanaşmadım. Aslında şu anda bu tohumların nereden temin edildiği konusunda bir fikrim de yok ama, yine de başka türlü davranamadım.
Son söz; eğer kendimize ait tohum geliştirme ve üretme merkezleri olmazsa biz nasıl tarım ülkesi olabiliriz ki? Umarım bu ayıp bitmiştir ve kendi yerli tohumlarımız bu ülkenin kendi insanı tarafından üretilmektedir. Yoksa, bizi bu bağımlılıktan kurtarmak için hemen harekete geçilsin.